Üniversite Tercih Sürecinde Doğru Karar Nasıl Verilir?

Tercih döneminde herkesin masasında aynı tablo var: yüzlerce bölüm, bir avuç kontenjan ve “hayatının kararı” diye anılan o anlık seçim. Ama bu kararın çoğunlukla yanlış çerçevelendiğini söylemek gerekiyor. Üniversite tercihi hayatın sonraki on yılını değil, önümüzdeki dört beş yılını belirliyor. Bunun farkında olmak, baskıyı hem azaltır hem de kararı daha temelden düşünmeni sağlar.

Puanı mı, bölümü mü önce gelir?

Yaygın hata şu: öğrenci önce puanına bakıyor, o puana “giren” bölümleri listeliyor, sonra aralarından birini seçiyor. Bu yaklaşım 20-25 yıl önce mantıklıydı; çünkü iş piyasası diploma başlığına bakıyordu. Şimdi öyle değil. İşe alım süreçlerinde GitHub portföyü olan yazılım mühendisi adayı ile “Bilgisayar Mühendisliği” yazan diplomanın arasındaki fark kapanıyor. Tersine, ne iş yapacağını bilen, dil bilen, sertifika almış biri için bölüm ismi giderek daha az belirleyici oluyor.

Bu yüzden önce bölüme odaklan: “Bu bölümün mezunları gerçekte ne iş yapıyor?” sorusunu sor. LinkedIn’de bölüm adını yaz, 5-6 yıllık mezunları incele; nerede çalışıyorlar, hangi unvanlarla? Bu araştırma, yüzlerce bilgi toplantısından daha somut veri verir.

Şehir seçimi hafife alınan bir değişken

İstanbul’da belirli üniversiteleri tercih eden öğrencilerin bir kısmı birinci yılın sonunda bölümden değil şehirden bunaldığı için pes ediyor. Öte yandan Ankara, Eskişehir veya İzmir’de okuyan ve o şehre tutunmuş öğrenciler hem akademik hem sosyal anlamda çok daha iyi bir denge yakalıyor. Şehrin büyüklüğü, ulaşım kolaylığı, ev fiyatları ve sosyal ortam, dört yıllık motivasyonunu doğrudan etkiler. Bunu “lüks bir tercih kriteri” sayıp listeden düşürme.

Devlet mi, vakıf mı tartışması

Bu soruyu iki değişkene indirmek mümkün: staj ağı ve akademik kadro kalitesi. Ülkedeki en iyi araştırma laboratuvarları ve sektör bağlantıları hâlâ Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ ve birkaç köklü devlet üniversitesinde yoğunlaşmış durumda. Buna karşın Sabancı, Koç veya Bilkent gibi köklü vakıf üniversiteleri, İngilizce eğitim ve yurt dışı değişim programları açısından kayda değer bir fark sunuyor.

Hangi vakıf üniversitesine burs alındığında gitmeye değer, hangi şartlarda devlete yönelmeli? Bunun için basit bir formül var: burssuz gidilecekse, dört yıllık toplam maliyet 400-600 bin TL’yi geçiyorsa ve o okul sektördeki staj ağı bakımından devlet üniversitesinden belirgin üstün değilse, hesap tutmuyor demektir.

Yatay geçiş ve çift anadal: gerçekçi mi?

Her tercih döneminde şu telkin edilir: “Önce bir yere gir, sonra çift anadal ya da yatay geçiş yaparsın.” Bu tavsiye teoride doğru ama pratikte birkaç şeyi gözden kaçırıyor. Yatay geçiş kontenjanları son yıllarda ciddi biçimde daraldı; özellikle mühendislik ve tıp gibi bölümlerde. Çift anadal ise birincil bölümünde en az 2.72 not ortalaması gerektiriyor ve iki programa aynı anda yetişmek ortalama öğrencinin düşündüğünden çok daha zorlu.

Bu seçenekleri planın B’si olarak kullanmak makul. Ama planın A’sını “zaten düzeltirim” varsayımıyla kurmak sağlam değil.

Tercih listesini kaç sıra yapmak gerekir?

ÖSYM, 24 tercih hakkı tanıyor. Bunu doldurmak zorunda değilsin. Gerçekten araştırdığın, mezunlarını incelediğin, kampüsünü ya da programını çalıştığın 10-12 tercih, körü körüne sıralanmış 24 tercihten çok daha etkili bir liste oluşturur. Listenin alt sıralarına konulan “güvenli tercih” bölümleri için de aynı araştırmayı yap; dört yıl orada okuyabileceğini gerçekten düşünüyor musun?

Son haftada ne yapmalı?

Tercih gününden bir hafta önce listeni oluşturup bir kenara bırak. İki üç gün sonra tekrar bak: hâlâ aynı sıralama doğru görünüyor mu? Çoğunlukla küçük değişiklikler gerekiyor. Ailenden ya da öğretmenlerinden gelen “falan bölüm iyi iş bulur” tarzı tavsiyelere mesafeyle yaklaş; onlar o bölümün mezunlarını on yıl önce gözlemlediler, piyasa o zamandan bu yana köklü biçimde değişti.

Araştırmaya dayalı, gerçekçi beklentilerle kurulmuş bir liste, sınav günü puanından daha çok şeyi belirliyor. Tercih süreci bir satranç maçı değil; ama en azından bir buçuk saatlik ciddi bir araştırmayı hak ediyor.